"İyi bog ama"


17 Mayıs 2012

Blog açıldığı günden beri yazdığımız yazılarla, özellikle gündemdeki konulardan bahseden içeriklerde erkek karşıtı bir tutum sergile-dik/mişiz. Bu sabah kendimi işlerime gömmeden hemen önce haberlere göz atarken rastladığım bir haber beni şaşkınlığa sürükledi. Sizlerle de paylaşmak istedim, daha doğrusu bu haberi atlamak istemedim. Benim kıt aklım ermiyor bu gibi şeylere zira.
Şiddete maruz kalsam ne yapardım?, diye uzun uzun düşündüm haberi okurken. Önceki yazılarda da bahsedildi, öfke kontrol sorunum vardı benim. Her ne kadar “aştım onları” desem de sinirlendiğimde kolay kolay sönmüyor öfkem. Gözüm dönünce kendimden korkuyorum arada.

Sorumuz şu;

Bir adamı sevsem hatta ona kaçsam, evlensek ve bu adam tarafından aylarca şiddet-baskı vs görsem o evde, o adamla durur muyum?

Buna net bir cevap veremem. Şimdi çıkıp “Bir dakika durmam o evde” diyemem sizlere, “bekara koca boşamak kolay” -Karı mıydı o?-  demiş atalarımız, lafla peynir gemisini yürütemem burada. Hayat insanın karşısına türlü türlü olay çıkartıyor, bir de biz kadınların mantığı bir değişik işliyor. En adam olmayacak erkekleri seçip “Heheyt, bak nasıl adam ediyorum ben seni” mantığına bürünebiliyoruz ki o durum evlere şenlik bir durum. Neyse.

Şiddete direnmenin türlü türlü yolları var. Bazısı ailesinin yanına kaçıyor, bazısı sığınma evlerine/güvenlik güçlerine sığınıyor -ki hazır yeri gelmişken Kırmızı Elma Sözlük’te açılan bu başlığı paylaşmadan geçmeyeyim- ama öldürmek… İnsanlığım rahatsız oluyor bu tarz haberlerde , özenle sakladığım yerinden çıkıp “Bu hale mi gelmiş dünya, göm beni bir yerlere” diyor. Dertleniyor, buralarda daha fazla durmak istemediğini mırıldanıyor eski yerine saklanana kadar.
Sabah sabah beni şaşırtan haberin içeriği ise şöyle:


23 yaşındaki G.K’nın, 8 aylık evli olduğu merhum eşine “çocukluk aşkım” diyerek “kaçtığı” söyleniyor. G.K’nın eşi, U.K ona evliliklerinin üçüncü ayından itibaren baskı uygulamış. G.K’nın camdan bakmasına bile müsaade etmemiş vs vs. Sonuç olarak evliliklerini 8 ay sürdürmüşler ve haberde bahsedilmediğine göre benim çıkardığım sonuç şu ki G.K 8 ay boyunca boşanmak için hiçbir girişimde bulunmamış.

Olay gününün sabahı yatak odalarında film izlerken – burada aklıma gelenleri sırf olayın ciddiyetini bozmamak için yazmıyorum, benim aklım iyice bel altına çalışır olmuş bunu anladım ama-  U.K, karısı G.K’yı “Çıplak erkeğe baktın” diyerek hakaretler eşliğinde bir güzel dövmüş.

Aradaki saatleri nasıl geçirdikleri belirsiz ama cinayet akşamı, G.K bir de soba karıştırılan uzun demir çubuklarla dövülmüş hatta şiddete maruz kalırken çırılçıplakmış. U.K sakinleşip G.K’nın yanına oturduğundaysa, oralarda bir yerde ütüyü bulan G.K kablosunu dolayıvermiş kocasının boynuna, artık nasıl sıktıysa bayılmış U.K; bir süre sonra ayılıp karısından su istediğinde, ona su getiren G.K’ya “Beni boğ, yoksa çok kötü olacak. İyi boğ ama” demiş.

Çok özür dilerim, gerçekten özür dilerim ama benim garip bir sorum olacak. Ne içmiş bunlar? Ne demektir, “Beni boğ, iyi boğ ama” Kadın benim boynuma ipi dolayacak, ben bayılacağım ondan sonra “İyi boğ” Hiç kimse üstüme çullanmasın, bence bu K’larda çift olarak bir sorun varmış. Yahu adam, sen az önce o kadını demirle dövmedin mi? Şimdi neyin boğmasından bahsediyorsun, ne bu sakinlik? Kendini mi tükettin? Yapamaz mı zannettin, nedir? Anlamadım ben olayı, cidden anlayamadım. Neyse.

Kocasının sözünü dinleyen G.K da boğuvermiş kocasını ısıtıcının kablosuyla. Mahkemede de sürekli eziyet gördüğünü söylemiş. Karar kısmını HaberTürk’ten alıntılıyorum.
Mahkeme heyeti evliliğinin 8nci ayında eşini öldüren G.K.’nin cinayeti Türk Ceza Kanunun Meşru savunma ve zorunluluk halini düzenleyen TCK’nın 25nci maddesi sınırları içerisinde işlediği gerekçesiyle ceza verilmemesi yönünde karar aldı ve genç kadını tahliye etti
TCK’nın 25nci maddesinde “Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez.’ İfadesi yer alıyor
Mahkemenin kararı sonrasında 23 yaşındaki koca katili bugün cezaevinden tahliye edilecek “
İyi, güzel, tamam da kadın şiddet görünce ya da öldürülünce ayağa kalkan toplumumuz nerede? Kadın kocasını boğmuş ya, bildiğiniz boğmak. Bir insanı öldürüyor, fanustaki balığın suyunu boşaltıp can çekişmesini falan izlememiş yani ya da sokaktaki köpeğe tekme atmamış – ki ona bile daha fazla ses çıkartırız- nasıl salıveriliyor bu kadın?

Hangi akla hizmet alınan bir karardır bu? Yanlış düşünüyorsam söyleyin ama böyle olayların önünü açmaz mı bu tip kararlar? Misal ben karşı komşuya gıcık oluyorum şu son birkaç gündür, it gibi bağırıyor sinirlendiriyor beni. Aksilik üstüne aksilik oldu zaten, evi su bastı, sonra yeniden bastı. Büyük teyzem geldi daha kadını göremedim. Göçebeler gibiyim oradan oraya, gribim bir de üstüne… Gideyim birine dövdüreyim kendimi o zaman ben, sonra gelip komşuyu boğayım. Mahkemede de “Ee komşu bana eziyet ediyordu” diyeyim. Kim kanıtlayacak aksini? Kimse kanıtlayamaz.

Kanıtlanamaz.Sinirden ağlarım bir de üstüne ben o mahkemede, alın size iyice dram.

Haber yorumlarını okudum. “Kadının hakkını adalet koruyamıyordu, bırakın kadınlar kendilerini korusunlar” demiş bir kaç yorumcu. İnsan öldürmek hak korumak mı? Şiddete çözüm şiddet mi?
Her şeyi geçtik çivi, çiviyi söker mantığını mı uygulayacağız? Nedir? Biri çıksın anlatsın bana.
Yoksa ibretlik bir karar mı verdi mahkeme, erkeklere gözdağı verelim hesabına?

Hani bakın; döverseniz, boğuverirler, biz de salıveririz. Siz toprağın altına girdiğinizle kalırsınız, kadın dışarıda fink atar gibisinden. Bilemedim ben bu işi, diyorum ya aklım almadı.

0 oyuncu online:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 

.

.

.

.

.

.