Delirten, Çıldırtan, Kudurtan : Kadın !



 
Sanıyorum yüzyıllardır değişmeyen nadir şeylerden biri de erkek imgeleminde kadınların yalnızca daha aşağı varlıklar olmakla kalmayıp, aynı zamanda korku ve iğrenmenin de nesneside olması. Histeri ve rahim arasında kurulan ilişkiyle başlayan süreç, kadının biyolojik değişkenliği sebep gösterilerek onu biyolojik olarak dengesiz ve aşağı bir varlık olarak görmeye kadar ilerlemiş ve beraberinde bedeni –yine doğa gereği- erkeği cezbettiği ve –belli inanışlara göre- günaha sürüklediği için şeytan konumuna getirmiş durumda.

Kutsallardaki kötü karakterle bir tutulan kadının günümüzde geldiği nokta pek şaşırtıcı değil, hatta zamanda ileri gitmek yerine ısrarlı bir şekilde geri gittiğimizi bile söyleyebiliriz. Er kişiler hala onlara verilen bedeni oynayıp, kültürel ve tarihsel miraslarının onlara işlediği toplumsal fikirleri cisimleştiriyorlar. Tarihin başlangıcından bu yana farklı olandan korkan bir zihniyetin, günümüzde yaşanan vahşete objektif bir şekilde bakmasını beklemek bile saçma geliyor artık bana. 

Ne diyor bu kadın, diyorsunuz muhtemelen. Uzun zamandır bu konular hakkında çiziktirmediğimden aceleciliğimi mazur göreceğinizi umuyorum. Yazıya kadın kavramının tarihini anlatmaya çalışarak başlama sebebim birkaç gün önce çıkan ve ortalığı bir hayli karıştıran bir köşe yazısı. Detaylandırmak gerekirse kadınlar, seks işçileri ve kadınların giyinişi hakkında atıp tutan yazarımızın yazısı. Okuyanlar bilir, okumayanlar ise yazının hemen altında vereceğim linke tıklayıp ilgili metni okuyabilirler.

Bundan birkaç gün önce bir beyefendi kendine ait köşede kadınların giyinişlerinin erkekleri tahrik ettiği ve tecavüzcüler kadar, erkekleri tahrik eden kadınların da cezalandırılması gerektiğini düşündüğünü yazdı. Zira ona ve zihindaşlarına göre kadın bedeni ağır tahrik içeriyordu ve bu günah yuvasının olabildiğince kapalı olması toplum hayatı için en uygunuydu. Tecavüz elbette kötüydü ama tecavüze uğrayanın orada/o saatte/o kılıkta ne işi vardı? Erkeğin karşısına ne hakla çıkmış, onun içinde canavarca duyguları ne yapıp uyandırmıştı? Adem’i cennetten kovduran Havva’ydı. Kimse ikinci bir ihtimal olduğunu düşünmüyordu sonuç olarak.

Bunları geçelim, tartışmaya bile gerek yok. Hamile kadınların sokakta dolaşmamasını isteyecek kadar ağır hasarlı zihinlerin, tecavüz kurbanlarında suç araması çokta absürd bir şey değil aslına bakarsak. Ülkemizde iyi hal indirimi alan tecavüzcülere ya da rızası olduğu iddia edilen çocuk yaştaki tecavüz kurbanlarına bir göz atsak bile durumun ne kadar vahim olduğunu görürüz zaten.

İşin en iç acıtan yanı ve benim takıldığım asıl nokta; böyle insanların ciddiye alınıyor olması. Yaşını başını almış beyefendiler ve maalesef hanımefendiler, domates ekecek bahçe bulamadıklarından olsa gerek ahlak bekçiliği yapmayı kendilerine vazife ediniyor, ağızlarından çıkan sözcükleri duyamadıklarını ya da kötülüklerinin herhangi bir rahatsızlıktan ileri geldiğini düşündüren bir şekilde zihinlerinin kirliliğini gözler önüne serip böyle cümleler sarfediyorlar.

“Bazı kadınların ve kızların, bazı erkekleri delirtecek, çıldırtacak, kudurtacak tarzda seksî ve şehevî kıyafetlerle dolaşmalarının tecavüz vak’alarını çoğalttığı inkar edilemez bir gerçektir.” Ekteki beyefendinin şu cümlesini ciddiye alıp üstüne düşündüğümüzde bile nasıl bir zihinle karşı karşıya olduğumuzu görüyoruz. Giyinişine bakarak tanımadığı bir insan için delirecek, çıldıracak, kuduracak kadar cinselliğe düşkün olmak pek çok açıdan sorun yaratacak bir durum bana göre. 


0 oyuncu online:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 

.

.

.

.

.

.