Çocuk




Bir yılı geçti.

Bu konularda yazmayacağıma söz vermiştim. Kitap okuyup, film-dizi izleyip onları çekiştirecektim bundan sonra. Brezilya dizilerini cebinden çıkartacak aşk hayatımdan dert yanıp, aşk acısından yerlerde sürünecektim. Siyasi kitapları bir köşeye kaldırıp kendime sürüyle aşk kitabı ve gençlere hitap eden saçma sapan fantastik kitaplardan aldım. Haber sitelerine girmiyor, haberleri takip etmek yerine oturup dizi izliyordum. Bu böyle bir ay devam etti. Hiçbir şeyle ilgilenmediğimden kafamı sevgilime takmış, adamın hayatını cehenneme çevirmiştim. –bu konuda çok başarılıyım.

Yıllar önce kabul ettiğim bir şey var. Beni istediğiniz kadar zorlayın, ideal Türk kadını ya da evlenilecek kadın çıkmaz benden. Şahane kazak örsem de, “Erkekler dünyanın en mikemmel ırkı” düşüncesinden ve “Evlilik dinyının en güzel şeyi” mantığından fazlasıyla uzağım. Aksiyim, huysuzum ve klasik Türk erkeği mantığının şiddetle reddettiği değerlere sıkıca tutunmuş durumdayım.

Geçelim.

Sinirden delirmeme rağmen, daha çok sinirlenmemek adına yazmadığım bir yılın sonunda bu bloğu yeniden açıp, eski yazıları içine yerleştirip bırakmıştım. Bir ara yazmaya dönecek, kenara köşeye not aldığım her konu hakkında çiziktirecektim. Yüzümüzü güldürecek bir olay olmasını bekliyordum aslına bakarsak. Sabır testine dönmüş ülkemizde bunun pek de mümkün olmadığını gördüğümdeyse daha fazla beklemeye lüzum olmadığına karar verdim. 

Önümüzde güzel günler göremiyorum zira. Karanlıktan başka bir şey göremiyorum desek yeri.
İbrahim Aras hakkında ne yazacağımı düşünüyorum dünden beri. Bir çocuğun ölümünü pis zihinlerinden çıkan kirli sözcüklerle geçiştirmeye çalışan insan müsveddelerinin yazdıklarını okuyorum. Ne kadar kötü olduklarını bilmeme rağmen her okuduğum şaşırtıyor beni, vicdanlarını sorguluyorum.
  
Geçen gün Criminal Minds’ı izlerken ilginç bir şey fark ettim. Bölümde katil, bir kadını kaçırıyor. Ona işkence ettikten sonra diğer kurbanları ona öldürtmeye başlıyordu. İşkencecisine aşık olan kadın bir süre sonra cinayetleri adam istemeden işlemeye hatta onun için yeni kurbanlar bulmaya başladı. Adamın mutluluğu ona zevk veriyordu.


İşkencecisine aşık olan insanlar gibiyiz, siz de farkında mısınız? Her gün her saniye bize acı verecek bir şeyler oluyor ve biz aynı aşık gözlerle olanları izlemeye devam ediyoruz. Bu yüzden geçen sene meydanlarda “Hüloğğğ” ya da “Götünün kılıyım” diye bağıran teyzelerle hiç dalga geçmedim ben. Ortada dalga geçilecek değil, başımızı önüme alıp düşünmemizi gerektiren bir durum var. 

Çocuklar öldürülüyor. Dövülerek, vurularak, tekmelenerek, başlarına isabet eden bombalar yüzünden ölüyor çocuklar ve biz bu manzaraya katilin arkasından başımızı uzatıp bakabiliyoruz. Olayları onun bizim için seçtiği açıdan görmeye çalışıyoruz. Çocukların ölmesini meşru gösterecek bir sebebimiz var mı? Hangi sebep bir çocuğun ölümünü haklı gösterebilir.
Hangi çocuk ölmeyi hak edecek kadar kötü olabilir?

Berkin için sokakta ne arıyor demişlerdi. İbrahim için; Elinde ev yapımı patlayıcı varmış da onu atamadan ölmüş, devleti bombalayacakken hain planı elinde patlamış, iyi olmuş. Büyüyünce zaten terörist olurdu, dediler. Hepsi aynı bunların, dediler.

İşin özü sevgili dostlar;

İbrahim Aras, 15 yaşında, başına hedeflenen ses bombasının patlamasıyla öldü. Otopsi raporuna göre elinde ev yapımı bir patlayıcı yoktu. İbrahim’in elleri sağlamdı, kolları ve bedeni de, yakınında kafatasını parçalayacak şiddette bir cisim patlamasaydı başı da sağlam olacaktı. 

Göz kırpmadan uygulanan şiddet olmasaydı, bugün onlarca çocuk yaşıyor olacaktı.

0 oyuncu online:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

 

.

.

.

.

.

.